Humus, savaş için ayrı sevgi için ayrı vakit
Kötü bir şarap kadehi
Kötü bir şarap kadehi
Ucuz bir sigara
Akılsız donmuş bir gece
Elektrik yok, yakıt yok
Orada deli bombardıman
Ve kinli, sözde kutsal çatışmalar
Gençlerimizi, çocuklarımızı öldürür.
 
Kalitesiz bir hava soluyorum
Barut ve nemli küf tadında.
 
Engelli Fadi 
Veya daha saygılı bir dille:
Özel ihtiyaç sahibi
Kıvrılıp bükülüp titriyor
Elime geçen örtüyle onu örtüyorum
Ve hıçkırarak ağlıyorum.
 
Ben yaşadığım o vasıfsız ülkeye ağlıyorum
Ucuz ve boşuna öldürülen canlara ağlıyor, ve özlüyorum onları
Bende yaşayan ve sonra beni bırakan kadını özlüyorum
Sonrasında yeryüzünde sürgün edilen çocukları
Ve yaşadığım deli savaşı
Engelliyim ben
Genel ihtiyaçlar sahibiyim
 
Humus, savaş için ayrı… sevgi için ayrı vakit…
Şair Abdülkerim Ömereyn
 
 
Humus taşları
1
Yakılmış şehrimin mührünü omzumdan silmem için
Unutmak yetmez
Suskunluk imparatorlarından ve 
âlemin kâhinlerinden af dilemem için 
İman yetmez
Arsız kahır sürüsünün 
ruhumdaki etkisini azaltmam için 
İsyan yetmez
Tanrıların gününü yaşamam için, veya ey evrenlerin Allah’ı diye bağırmam için
İnsan yetmez
Ben sadece Kuran ayetlerinden düşen 
Humuslu gözyaşıyım
2
Kalbim sert taşlarla çevrilidir
Kalbim ekranlarda unutulmuş ezilmiş Humuslu kanıdır
Kalbim mezarlıklardan yayılmış kurtçuklarla delik deşiktir
Kalbim ölüler için çamaşır asma ipidir
Kalbim kanlı kefene dönmüştür
Kalbim Şam dutudur
3
Ve kepçelerin ayaklarında ezilmiştir
Humus fırtınanın ortasında bir ağaçtır
Savunmasız testerenin açlığına kafa tutuyor
Onun ateşten dişi vardır
Ve ateşten tırnağı 
Ama onu kahreden, o testereyi tutanların 
ülkenin arsızları olmasıdır
4

Humus

Eşiklerinde kalbimi sökmem yetmez
Ömrümün özetini ayaklarında ezmişim yetmez
Veya kabrinde ruhumu katlamak
Harabeleriyle nakşedilmiş bir kitap gibi 
Humus, bir sabah haykırışına dönüşmek bana yetmez 
Can çekişen bir minarede 
Veya kırılan bir haçın kalbinde

El-Waer Mahallesi’nde bir taş olma dileğim yetmez
Ah bir taş olsam

5

Humus… Senin adına şiir yazarken nefesime
Lanet etmem de yetmez

Sürgünümde Halid Camisi gibi düşmek 
Veya Um Az-Zinnar Kilisesi gibi yıkılmak bana yetmez
Hatıraların hatırlanmasının mümkün olduğu en son yerde 

Bana yetmez bir şey yapmak 
Kendi kabrimi kazmak bile
Bu yıkılmış deryada

Muhammed Alâeddin Abdül Mevla
“Suriye Mezarlığı Birdir” divanından
Difaf Yayınevi - Amman 

 


Hayat Budur
Humus’ta 
Vahşiler boşuna sertleştirir demir yumruğunu
Çünkü yer de gök de ahalisine aittir.
 
Humus’ta 
Tek başına olamazsın
Çünkü Allah yanında yürür 
Sana evleri gösterir ve sakinlerini
Kulağına fısıldar
Ey oğlum görmek kalpledir
Anlarsın ki nereye dönsen Allah’ın yüzünü görürsün.
 
Humus’ta 
Gece evlerin arasından sakince geçer
Şefkatlidir sıradan olanlara
Sabaha götürür herkesi
Karanlığından utanarak.
 
Humus’ta 
İki minare arasında ezan kesilir
Um Az-Zinnar Kilisesi Meryem Ana’nın kemeriyle 
birbirine bağlar
Onu bir anne gibi şefkatle okşar
Kimseden hiçbir soru olmada.
 
Humus’ta 
Nereye gitsen gülümsemeler seni karşılar
Gülücükler seni korur
Nerden gelmiş olsan da anlarsın ki
Sen bu yurdun evladısın.
Hassan Salih
Humus

Vücut
Yavaşça
Parmak uçlarıyla toparla
Dağılmış parçalanmış
Dikkatlice
Şefkatle
Bu vücut öpücüklerle ve özlemle yoğrulmuştur
Nazikçe onu toparla
Az önce şarkı söylüyordu
Son dakika haberi ile onu vurma
Bu hayattır ve tarihtir
Ne bir rakam ne bir belirsizlik
Mayınlı kin mağdurudur
Gazete fotoğrafına bile uymayan facianın 
çirkinliği
Bu dağılmış ceset
Vatan
Patlamakta olan vatan
Suat Cerus
“Onu Böyle Severim” kitabından, 2010